Çocuk hastalıkları

AFT HASTALIĞI

Ağız içi zarında su dolu kesecikler halinde ortaya çıkan, dikkatle bakılmadığı zaman “pamukçukla karıştırılan ancak ondan daha ciddi olan bir hastalıktır.

Belirtileri:
* Olgunlaşan su kesecikleri patlayarak kirli beyaz yaralara dönüşürler.
* Patlama sırasında ağız içine yayılan sıvı, pis bir koku neşreder.
* Keseciklerden dışarı çıkan sıvı, ağız çevresinde (dudaklarda) uçuklamalara benzer yaralar meydana getirir.
* Hastalık sırasında çocuğun salyası akar.
* Ateş, iştahta azalma ve huysuzluk yapar.

Korunma:
* Bebeğin gıdasına ve temizliğine dikkat ediniz.

Tedavi:
* Bebeği doktora götürünüz.
* Ağrı kesici ve antiseptik ihtiva eden solüsyonlar veya damlalar kullanılır.

Kaynak:Aile Sağlık Ans.

 

İDRAR KAÇIRAN ÇOCUĞA PSİKOLOJİK DESTEK GEREKİR

Çocuğunuz 5 yaşına geldiği halde hala idrar kaçırıyorsa nedeni belkide sizsiniz! Çünkü aşırı titiz ve baskıcı anne-babaların çocuklarında idrar kaçırma sorunu olabiliyor. Böyle aileler mutlaka bir psikologdan yardım almalı. Temel nedenine inilmedikçe problemin devam edeceğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek sorunun nedenleri ve tedavi yöntemlerini şöyle açıklamış:

Özgüven eksikliği
*Mesane kontrolü, özgüven anlamına geliyor.Mesane kontrolünü hiç bir zaman sağlayamamış bir çocuğun ruhsal anlamda özgüven gelişimini sağlayıp sağlayamadığına, kendi başına karar verip veremediğine de bakmak gerekir.
*Yabancı yerde tuvalete giremeyen, aşırı aşırı titizlenen çocuk, tuvaletini daha fazla tutunca da mesaneyi zorladığı için kaçırmalar oluyor.
*İdrar kaçırma problemi olan çocuklara bazen bazen mesane kontrolu sağlayan antidepresan ilaçlar verilse de, bunlar sadece kısa vadede çocuğu rahatlatmak ve aileye umut vermek amacıyla kullanılıyor.Asıl kaynağa inilmediği sürece problem devam eder.
*İdrar kaçırma, özellikle aşırı koruyucu annelerin çocuklarında daha sık görülüyor. Bu anneler, 8 yaşındakı çocuğa bile bez takabiliyor! Bu tür anneler, çocuğuyla bağımlı bir ilişki kurmuştur ve bebeksi bir çocuğa özlem duyuyordur.Böyle davranarak aslında çocuğun büyümesine engel oluyor. Bu tutum içinde olan anneler bir an önce bezi kaldırmalı ve bu tür aileler mutlaka bir psikologdan destek almalıdır.

Doğuştan takip edilmeli
*Çocuk doğduktan sonra mutlaka çok dikkatli bir genital muayene yapılması gerekir. Ancak bu genellikle ülkemizde çok atlanan bir konu. Çocuk sağlıklı doğduğu zaman, iyi merkezlerdeki doktorlar hariç kimse bir erkek yada kız çocuğunun genital organlarının muayenesine önem vermiyor. Aileler de bu tür problemleri fark edemeyebiliyor. Bu yüzden ergenlik çağına kadar sarkan sorunlar olabiliyor.
*İlkokul çocuklarında yapılan saha taramalarında; hala inmemiş testislere, penis anormalliklerine ve benzer sorunlara rastlıyoryuz. Dünya ortalamasının üzerinde istatistikler çıkıyor. İşte bütün bunlar, çocuklardaki bu problemlerin daha en baştan algılanmamasından kaynaklanıyor.
*Çocuklarda en çok idrar yolları iltihapları sorununa rastlıyoruz. Bu sorun aslında yenidoğan döneminde başlıyor. Çocukluk çağında en çok yaşanan ve maalesef terk edilmeyen sorunların başında idraryolu iltihaplanmaları geliyor. Ancak bu da çok atlanan bir konu. Ateşlenerek gelen çocuğa çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonu, nezle, soğuk algınlığı ve üşütme gibi tanılar konuluyor. Oysa biliyoruz ki, bunların önemli bir kısmında idrar yolu iltihaplanmaları var. Çocuklardaki idrar yolu iltihaplanmaları, bir hastalıktan çok altta yatan yapısal bir nedenin, bir bozukluğun yada problemin bulgusu olarak düşünülmeli. Bu yüzden ateşlenen bir çocuğa mutlaka idrar tetkikleri de yapılmalı.

DOĞUMDAN SONRA GÖRÜLEN HASTALIKLAR
   ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Bronşiolit, bronkopnomani gibi alt solunum yolu enfeksiyonları yenidoğan döneminde ve süt çocukluğu çağında en çok ölüme sebep olan hastalıklardandır. Enfeksiyon etkeni ağız-burun yoluyla vücuda girerek akciğerlerde iltihaba sebep olur.

Belirtileri
* Ateş, öksürük
* Nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme
* Ağlama, huzursuzluk
* Gıda almama
* Ağır durumlarda morarma
* Bazen ishal, kusma

Ne yapmalı
Bu belirtilerden bir veya birkaçı görüldüğünde bebek doktora götürülmeli ve tavsiyelere uymalıdır.
Ağır vakalar hastaneye yatırılır.

Korunma:
* Hijyenik şartlara dikkat edilmelidir.
* Ateşli hastalık geçiren kulaktan uzak tutulmalıdır.

BOĞMACA

Belirtileri:
Boğmaca mikroplarının üst solunum yollarına yerleşmesinden iki hafta sonra hastalık kendisini öksürük nöbetleri ile belli eder.
* İlk günlerde “soğuk algınlığı”na benzer işaretlerle başlar.
Bir-iki hafta müddetle hafif ateş ve kırgınlık yaptığından pek anlaşılmaz. Hastanın nezleye yakalandığı zannedilir.
* Bundan sonra, akşamları nöbetler halinde gelen öksürük devresi başlar. Beş hafta kadar süren öksürük nöbetleri sırasında kasılma ve kramplar görülür. Kramp sonunda kusmalar olabilir.
* Boğmaca hastalığını ağır geçiren kimselerde en sık görülen ilave hastalık akciğer zarı iltihabıdır (zatülcenp). Bebeklerde ölüme varan ciddi sonuçlar doğurur.
* Boğmaca geçtikten sonra, hasta yatak istirahati yapmadığı takdirde “bronşit”e çevirebilir.
* Yine doktor tedavisi görmeyen ağır durumlarda adale krampı, felç, beyinde arıza, sağırlık, hatta körlük dahi yapabilmektedir.
* Yan etkileri görülmediği yani normal seyrettiği takdirde süresi sekiz haftadır.

DİKKAT: Sıradan öksürükle boğmaca öksürüğünü birbirinden şöyle ayırabilirsiniz. Boğmaca öksürüğü, önce kuvvetli öksürükler halinde gelir. Bunu derin bir soluk alma izler. Öksürük sırasında hasta boğuluyormuş gibi rahatsız olur ve ıslık sesine benzer bir ses çıkarır. Öksürük nöbeti sona erip derin bir nefes alınca hasta kendisini iyi hisseder.

Ne Yapmalı
* Öksürük nöbetleri başlar başlamaz doktora müracaat ediniz ve onun tavsiyelerine göre hareket ediniz.
* Hastalık ağır seyrettiği takdirde, doktor hastahane tedavisi tavsiye edecektir.
* Hastanın odası bol güneş almalı ve sık sık havalandırılmalıdır.
* Ateş düştükten sonra, hasta kısa aralıklarla temiz havaya çıkarılmalıdır.
* Sekiz hafta müddetince, hasta sağlam çocuklardan uzak tutulmalıdır.
* Kuru yiyecekler öksürüğü tahrik edeceğinden, hasta sulu ve bol vitamin li yiyeceklerle beslenmelidir.
* Öksürük nöbetleri sırasında kusma olabileceğinden; yemekler nöbetlerden on beş dakika sonra verilmelidir.
* Tesirli bir boğmaca aşısı henüz bulunabilmiş değildir. Ancak yine de mevcut boğmaca aşısını yaptırmakta fayda vardır.

ÇOCUK FELCİ

Adı “çocuk felci” olmakla beraber: bu hastalığa büyükler de yakalanabilir. Hastalık, sindirim yolu ile vücuda giren bir virüs tarafından yapılır. Virüslerin en yaygın geçiş vasıtası lağım sularıdır. Sinek ve diğer UÇUCıı haşereler tarafından taşınarak yiyecek maddelerine bulaştırılır. Bu mikroplu yiyeceklerle beslenen insanlardan ancak pek azı hastalığa yakalanırlar. Aşırı yorgunluk, üşütme, başka bir hastalıktan sonra vücut direncinde düşme, yaralanma ve ameliyat geçirme gibi durumlar çocuk felci virüsünün antikorları yenerek barsaklara yerleşmesini kolaylaştırır. Barsaklardan kana geçen virüsler, kan damarları yoluyla doğruca motor (hareketle ilgili) sinir sistemine gelip burada tahribatını yaparlar.

Belirtileri:
*ilk belirtileri sinsicedir. Bu belirtilerden hastalığı teşhis etmek imkansızdır.
* Soğuk algınlığı, ateş, baş ağrısı, halsizlik, terleme ve iştahsızlık ilk belirtileridir.
* Sonra bu belirtiler kaybolur. Yaklaşık bir hafta müddetle ateş de düşer ve hasta kendisini iyi hisseder.
* Ancak bu sinsi dönemin ardından ateş birden bire yükselir. İlk belirtiler, daha şiddetli olarak, tekrar ortaya çıkar.
* Bundan sonrası felçlerin beklendiği zamandır. Boyun kaslarında tutukluk (menenjitte olduğu gibi), deride aşırı duyarlık, ışıktan rahatsız olma, barsaklarda mikroplanmadan dolayı ağrı, kaslarda kramp halleri, ruhsal denge de bozulma felç öncesi gözlenebilecek belirtilerdir.
* İlk felç hali bacaklarda görülür. Bundan sonra artık hastanın çocuk felcine yakalandığı şüphe götürmez.
* Felçli bölgelerde kan dolaşımı zayıf olduğundan deri soğur ve kurur; morumsu kırmızı bir renk alır.

DIKKAT:
Eğer felç hali solunum sistemine atlarsa, hasta yutkunma, konuşma ve soluk alma güçlükleri çeker. Müdahale edilmediği takdirde neticesi ölümdür.

Ne Yapmalı
* çocuğunuza mutlaka “çocuk felci aşısı” yaptırınız. Sıcak bölgelere seyahat edecek olanlar da tedbir olarak aşı yaptırmalıdırlar.
* Hastalık yapan çocuk felci virüslerine karşı kesin bir tedavi şekli yoktur. Bu sebepledir ki, aşı son derece önem kazanmaktadır. Aşı ile verilen canlı virüsler, vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirmekte ve oldukça etkili bir bağışıklık kazandırmaktadır.
* Sağlam bünyelerde, hastalık mikropları fazla tahribat yapamadan, iyi bir beslenme ve yatak istirahatinden sonra, hastalık felç hali görülmeden atlatılmaktadır.
* Çocuk felci şüphesi veren belirtiler ortaya çıkınca mutlaka vakit geçirmeden- doktora görünmeli; gerekli tıbbı tedavi sağlanmalıdır.
* Felç durumlarında, hastanın iyileşme arzusu oldukça önemlidir. iyileşme ümidini kaybeden hastalar, doktorun işini güçleştirir; tedavinin tesirini azaltırlar.
NOT:
Çocuk felci aşısı genellikle ağızdan uygulanır. Buna “sabin tipi” aşı diyoruz. ilk doz, bebekler altı aylık olmadan önce, ikinci doz bundan iki ay sonra; üçüncü doz altı ay sonra verilerek aşı tamamlanır. Daha sonraki aşılar (yine üç doz halinde) beş ve onbeş yaşında tekrarlanmalıdır.

 

HEPATİT B (SARILIK)

Belirtiler
Birkaç günle iki hafta arası süren ilk dönemde hafif ateş, çabuk yorulma, halsizlik, kas ağrıları, iştahsızlık, bulantı, kilo kaybı olur.
Sonraki, iki-sekiz hafta süren dönemde idrar renginde koyulaşma, dışkı renginde açılma, deri ve gözlerde sarılık, karaciğerde büyüme olur. Hastalık hiçbir belirti vermeden de geçirilebilir. Kuluçka süresi 45-120 gündür. Erişkinlerde daha kısadır.

Nasıl hulaşır?
•Kontrolsüz kan nakli, kullanılmış ve sterilize edilmemiş cerrahi alet, kesici-delici aletler, dövme ve akupunktur aletleri, organ ve doku nakli ile bulaşma olabilir.
•Kadın ve erkek cinselorgan salgılarında bulunan virus, her tür cinsel ilişki ile bulaşabilir.
•Virus taşıyan anneden doğum sırasında bebeğe bulaşma olabilir.
•Aynı ortamda uzun süre yaşayan kişilerde, özellikle çocuklarda yakın temas nedeniyle bulaşma olabilir.

Yakın çevrenin kontrolü
Taşıyıcı gebenin çocuğu doğar doğmaz immün globulin ve aşı uygulanarak korunmalıdır.
Taşıyıcı ve hastaların aile bireylerinde, kanda hepatit B antijen ve antikoruna bakılarak gerekli olanlar aşılanmalıdır.
Hepatil B en fazla yenidoğan ve çocuklarda kronikleşir ve ölüme neden olur.
Her bebek ilk yaşını doldurmadan üç doz hepatit B aşısı ile aşılanmalıdır

 

KABAKULAK

Adından da anlaşılacağı üzere, kulağın ön ve altındaki tükürük bezlerinde şişlik yaptığından kolay teşhis edilen bir hastalıktır. Virüsleri vücuda girdikten yaklaşık on sekiz gün sonra hastalık kendisini gösterir. Daha çok erkeklerde rastlanır.

DİKKAT:
Yetişkinlerde kabakulak virüsleri “er bezleri”ni de etkilediğinden kısırlığa varan ciddi bozukluklar yapabilmektedir. Bu sebeple, kabakulak geçiren yetişkin erkekler mutlaka doktor tedavisi görmelidir.

Belirtileri:
* Halsizlik ve ateşle başlar.
* Kulağın ön ve altındaki tükürük bezleri yutkunma sırasında acır.
* Bilahare bu bezler şişer ve dışarıdan yumruk büyüklüğünde, sert bir şişlik görülür.
* İki hafta sonra hastalık gerilerneye başlar. Ancak, bu arada, er bezlerinde bir şişlik ve ağrı ortaya çıkarsa mutlaka doktor çağırılmalıdır.

Ne Yapmalı
* Kulaktaki şişlik üzerine sıcak kompres uygulayınız.
* Ağız temizliğine dikkat ediniz.
* Hastayı diğer aile üyelerinden ayırımz.
* Ter bezlerinde ağrı ve şişlik görülünce mutlaka doktor çağırırız.
* Hastalık belirtileri kayboluncaya kadar yatakta istirahat ediniz.
* Tesiri tartışılmakla birlikte bağışıklık aşısı yaptırınız.

 

KIZAMIK

Belirtileri:
Mikrop vücuda girdikten ancak on bir gün sonra hastalık ortaya çıkar.
* Hastalığın ilk günü vücut ateşi birden bire yükselir; nezle ve öksürük başlar. Deride iltihaplanma görülür. Baş ağrısı da vardır.
* İkinci gün vücut ateşi düşer. Avurt içlerinde beyaz lekeler Ortaya çıkar.
* Üçüncü gün ağız içinde ve boğazda kırmızı lekeler oluşur.
* Dördüncü gün vücut ateşi tekrar yükselir. Ateşle birlikte, kulak arkasından başlamak üzere lekeler belirir. Bu lekeler, iki-üç gün içinde bütün vücuda yayılır.

Kızamık lekelerini, diğer döküntü lekelerinden ayıran özellikler şunlardır:
-Açık kırmızı renktedirier.
-Mercimek büyüklüğündedirier.
-Sınırları kesin olup kenarları yayvan değildir.
-Zamanla birkaç leke birleşerek daha büyük lekeler oluşturabilirler.
* Lekelerin vücuda yayılışı sırasında şiddetli öksürük, iştahsızIık, halsizlik, lenf bezlerinde şişme görülür.
* Gözlerde sulanma ve sümük salgısında artış olur.
* Yaklaşık beş gün sonra lekelerde ve hastalık belirtilerinde gerileme başlar.
* Beş günün sonunda lekelerin rengi açık kahveye dönüşerek iki-üç hafta kadar varlıklarını sürdürürler.
* Vücut ateşinin düşmesi ile birlikte hastalığın bulaşma tehlikesi azalır.

DIKKAT: Hastalık sırasında vücut direnci iyice düşeceğinden, hastanın bakımı ve istirahati yeterince temin edilmediği takdirde beyin zarı iltihabı, akciğer veremi, ortakulak iltihabı gibi ciddi hastalıklara sebebiyet verebilmektedir.

Ne Yapmalı
* 12. aydan itibaren çocuğunuza kızamık aşısı yaptırınız.
* Hastalık sırasında ortaya çıkması muhtemel diğer hastalıklara karşı antibiyotik tedavisi uygulatınız.
* Hastaya bol bol sıvı ve sulu yiyecekler veriniz.
* Öksürük, nezle ve baş ağrısı için gerektiğinde doktor tarafından yazılmış ilaçlar verilebilir.
* Hastalık göz iltihaplarına da yol açabildiğinden, böyle bir durumla karşılaştığınızda, doktora haber vermekle beraber, hastanın yatağını aşırı ışık almayacak bir yere taşıyınız.
* Kızamık, çocuk başka bir hastalık geçirdiği sırada ortaya Çlkarsa; çok tehlikeli neticeler doğabileceğinden, hastanın mutlaka doktor kontrolünde bulunması icabeder.
* Kızamık geçiren bir hasta, bilhassa ilk günlerde, mutlaka diğer çocuklardan uzak tutulmalıdır. ,
* Yetişkinlerde ve beslenme bozukluğu olan çocuklarda bu hastalık oldukça ağır seyreder.

 

KIZAMIKCIK

Belirtileri:
Mikrop vücuda girdikten iki-üç hafta sonra hastalık ortaya çıkar. Kızamık kadar tehlikeli ve fazla bulaşıcı değildir.

Belirtileri:
* Hastalık hafif ya da yüksek ateşle başlar.
* Kızamığa benzer döküntüler görülmekle birlikte, en belirgin özelliği kulak arkası ve altı lenf bezlerinde şişlik görülmesidir.
* Nezle ve halsizlik yapabilir ama öksürük pek görülmez.
* Lekeler kızamığınkinden daha hafif ve daha açık renktedir.
* Ateş ve döküntü dördüncü günün sonunda kaybolur.
* İki hafta içinde lenf bezlerindeki şişlik iner.
* Hastalık sonunda yan etkiler (ilave hastalıklar) görülmez.
* Çocuklar için zararsız bir hastalıktır.
* Ateş sırasında hasta yatakta istirahat ettirilmelidir. Ancak diğer çocuklardan uzak tutmaya gerek yoktur.

DIKKAT:
Hamile bir kadın, gebeliğin ilk üç ayında kızamıkcığa yakalandığı takdirde hastalık yapan virüslerin döl yatağındaki bebeğe (fetus) zarar verme ihtimali oldukça yüksektir. Doğacak bebekte göz, kulak ve kalp bozuklukları görülebileceğinden kız çocuklarının bu hastalığı erken yaşlarda geçirmelerinde büyük fayda vardır. Kızamıkcığı 2-5 yaş arasında geçirmeyen kız çocuklarına mutlaka 11-15 yaşları arasında aşı yapılmalıdır. Çocuk yapmaya niyetlenen genç bir hanım, eğer bu hastalığı çocukken geçirmemiş ve aşı da yaptırmamış ise; hamile kalmadan önce aşı yaptırmalıdır. Aşı, doğum kontrol hapı alınmadığı bir zamanda yaptınlmalıdır.

 

KIZIL

Belirtileri:
Daha çok kış aylarında salgınlar halinde görülür. Dayanıklı ve en zor şartlar altında bile uzun müddet yaşayabilen bir bakterinin marifetidir. Vücuda girdikten sonra, hastanın direnci ile orantılı olarak, bir ila yedi gün içinde hastalık belirtileri başlar.
* Aniden yükselen ateşle kendisini belli eder.
* Titreme, kuvvetli baş ağrısı, kusma, halsizlik, yutma güçlüğü ve boğaz ağrısı en belli özellikleridir.
* Bademcikler şişer ve kızarır.
* Boyun lenf bezleri şişer ve bastırılınca acır.
* Dilin üzeri beyaz bir tabaka ile kaplanır.
* Yukarıda saydığımız belirtilerin ortaya çıkmasından bir gün sonra bütün vücutta küçük kırmızı lekeler ortaya çıkar.
* Lekeler birbirlerine çok yakın olup dışarıdan bakılınca vücut kırmızıya boyanmış hissini verir.
* Lekeler boyun ve göğüsten başlayarak yayılır.
*Kızıl hastalığını diğer döküntülü hastalıklardan ayıran en hariz alameti, burun, çene ve ağız kısmı hariç olmak üzere yüzün kıpkırmızı görünmesidir.
* Hastalığın ortaya çıkmasından yaklaşık beş gün sonra dil üzerindeki beyaz tabaka kaybolur. Ancak hemen arkasından bu sefer de çileği andıran kırmızı lekelerle kaplanır. Kızıl hastalığının tipik bir belirtisi de budur.
* Birinci haftanın sonunda ateş düşer. Boyun lenf bezleri ile bademciklerdeki şişlik iner.
* İkinci hafta derinin üzeri pullanmaya başlar ve zamanla pullar kuruyarak dökülür.
* El ve ayak derisi üzerindeki pullanma tabakalar halinde olup bu da kızıl hastalığına has bir durumdur.
* Hastalığın çevreye yayılmaması için dökülen pullar yakılmalıdır.

Ne Yapmalı
* Hasta mutlaka doktora gösterilmelidir. Zira kızıl hastalığının çok tehlikeli yan etkileri yani ilave hastalıkları vardır.
* Kızılın çabuk iyileşmesi ve ilave hastalıklar doğurmaması için penisilin tedavisi tatbik edilmektedir. Penisilin tedavisi on gün sürer.
* Tedavi iyi netice verip hastalık belirtileri ortadan kalktıktan sonra, hasta banyo edilir ve odası değiştirilir. Eski odası ve kullandığı eşyalar dezenfekte edilir.
* Hasta en az üç hafta müddetle yatak istirahatinde bırakılır.
* Ortakulak iltihabı
* Böbrek iltihabı
* Kalp kasıarı iltihabı
* Çene boşluğu iltihabı
* Lenf bezleri iltihabı
* Damarlarda kan pıhtısı oluşması (tromboz).
* Eklem yerlerinin iltihaplanması
DIKKAT: Bir doktor nezaretinde tedavi görmeyen kızıl hastaları ölüme kadar varan ciddi hastalıklara yakalanabilirler. Bu tehlikeli hastalıkları şöyle sıralayabiliriz:

 

SUÇİÇEĞİ

Belirtileri:
Çiçek kadar tehlikeli olmayan bir hastalıktır. Ancak çiçek gibi çok çabuk yayılır. Daha çok kış aylarında salgınlar halinde görülür. Virüsler vücuda girdikten iki hafta sonra hastalık başgösterir.
* Ateş, baş ve bel ağrılarıyla başlar.
* Değişik irilikte kırmızı lekeler önce gövde sonra kol ve bacaklarda görülür.
* Lekeler bir gün içinde sulanır ve yavaş yavaş patlamaya başlarlar.
* Siviiceler patladıktan sonra, mikrap kapmadıkları takdirde, iz bırakmazlar.
* Kabarcıklar su topladıkları zaman çok kaşınırlar. Bu kabarcıklar, ılık sirkeli su ile silinip pudralandıkları takdirde kaşıntı hissi hafifletilebilir.
* Kabarcıklar ağız içine yayıldıkları zaman hem kaşıntı hem de acılık hissi verirler. Ağız, papatya çayı ile çalkalandığı takdirde bu etkiler hafifleyecektir.
* Kafa derisinde ortaya çıkan kabarcıkların kaşıntı hissini azaltmak için baş sirkeli ılık su ile yıkanmalı ve temiz bir havlu ile kurulanmalıdır.
* Tenasül organlarında ve makatta görülen sivilceler için yine sirkeli ılık su ve papatya çayı tavsiye edilmektedir.

DIKKAT: Çocuğun kirli elle sulu kabarcıkları kaşımasına izin vermeyiniz. Kirli elle kaşınan ve mikrop kopan kabarcıklar iyileştikleri zaman bir iz bırakacaklarından temizliğe son derece dikkat edilmelidir.

NOT: Çiçek aşısı, suçiçeği için de geçerli olduğundan, çocuk küçükken aşılanmalı; salgın vakalarında aşı tekrarlanmalıdır

ANJİN

Tipik bir üşütme hastalığı olup “boğaz iltihabı” adı da verilmektedir. Işın tedavisi, burun ve boğaz bölgesindeki ameliyatlar da anjin yapabilmektedir. Mikropları vücutta bağışıklık meydana getirmediği için sık tekrarlanabilir.

DİKKAT: Ağır geçmesi halinde böbreklerde, kalp ve eklem yerlerinde ilave rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.

Belirtileri:
* Yutmada görülen güçlük halinde başlar.
* Ateşin yükselmesi ile birlikte kol ve bacaklarda ağrılar ortaya çıkar.
* Dil paslı ve şiştir.
* Hasta iştahsızdır, ağızı kokar.
* Bademcikler şişer, hasta ağzını zor açır.
* Bademciklerin üzerindeki apselerin patlayarak akmasından sonra hasta kendisini daha iyi hisseder. Bademciklerin şişi iner.

Ne Yapmalı
* Hastanın boğazını sarıp sıcak tutunuz.
* Hastayı doktora götürünüz. Doktor, iltihapları önlemek için antibiyotik tedavisi uygulayacaktır.
* Ayrıca boğaz ağrılarını hafifletmek için antiseptik solüsyonla gargara tatbik ediniz.
* Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir.
* Hastaya sulu yiyecekler ve taze meyve suları veriniz. DIKKAT: Bademcik iltihapları tedavi edilmeyip ağır seyrederse “kan zehirlenmesi” yapabileceğinden; hastayı doktora göstermeyi ihmal etmeyiniz.

GRİP

Salgın halinde ortaya çıkan; değişik karekterde virüsler tarafından oluşturulan bir solunum yolları hastalığıdır. Grip virüslerinin devamlı karekter değiştirmeleri sebebiyle tesirli bir aşısı veya serumu yapılamamaktadır. Mikropların vücuda girmesinden birkaç gün sonra hastalık kendisini belli eder.

Belirtileri:
* Ateş, halsizlik, eklemlerde ağrı ve hastalık duygusu ile başlar.
* Göz yuvalarında ve alında ağrı yapar.
* Öksürük, burun akıntısı, boğazda ağrı, hastalığın yerleştiğini gösteren kesin belirtilerdir.
* Üç-dört gün sonra ateş düşer ve hastalık belirtileri hafifler.

Ne Yapmalı
* Hastalık belirtileri şiddetli olduğu takdirde doktora müracaat ediniz. Gribe doğrudan tesir eden bir ilaç olmamakla birlikte; öksürük, ateş ve muhtemel yan tesirleri için ilaç tedavisi gerekebilecektir .
* Hasta gri bi atlatıncaya kadar yatakta istirahat ettirilmeli; bol vitaminli yiyecekler ve meyve suları verilmelidir.

DİKKAT:
Ağır geçmesi halinde ortakulak iltihabı, karın zarı iltihabı, bronşit, akciğer zarı iltihabı, beyin ve sinir sistemi iltihapları yapabilmektedir.

 

KABAKULAK

Adından da anlaşılacağı üzere, kulağın ön ve altındaki tükürük bezlerinde şişlik yaptığından kolay teşhis edilen bir hastalıktır. Virüsleri vücuda girdikten yaklaşık on sekiz gün sonra hastalık kendisini gösterir. Daha çok erkeklerde rastlanır.

DİKKAT:
Yetişkinlerde kabakulak virüsleri “er bezleri”ni de etkilediğinden kısırlığa varan ciddi bozukluklar yapabilmektedir. Bu sebeple, kabakulak geçiren yetişkin erkekler mutlaka doktor tedavisi görmelidir.

Belirtileri:
* Halsizlik ve ateşle başlar.
* Kulağın ön ve altındaki tükürük bezleri yutkunma sırasında acır.
* Bilahare bu bezler şişer ve dışarıdan yumruk büyüklüğünde, sert bir şişlik görülür.
* İki hafta sonra hastalık gerilerneye başlar. Ancak, bu arada, er bezlerinde bir şişlik ve ağrı ortaya çıkarsa mutlaka doktor çağırılmalıdır.

Ne Yapmalı
* Kulaktaki şişlik üzerine sıcak kompres uygulayınız.
* Ağız temizliğine dikkat ediniz.
* Hastayı diğer aile üyelerinden ayırımz.
* Ter bezlerinde ağrı ve şişlik görülünce mutlaka doktor çağırırız.
* Hastalık belirtileri kayboluncaya kadar yatakta istirahat ediniz.
* Tesiri tartışılmakla birlikte bağışıklık aşısı yaptırınız.

Sağlık Ans