Köyde Müze

            İnsanı yaşamı boyunca pek çokşey şaşırtabilir. Beni de şaşırtan olaylardan biri Tepecik köyünde bir sınıf müzesinin açılış töreniydi. Aklıma hemen ünlü yazarımız Sunay Akın geldi.Müzeciliğe önem veren biri olarak, katıldığım söyleşilerinde hep ülkelerin gelişmişliğinin müze sayılarıyla doğru orantılı olduğundan bahsettiğini hatırladım. Haberi olsa kimbilir oda nasıl coşkulanırdı diye düşünmekten kendimi alamadım.

   

           Tepecik köyü ilköğretim okulunda görev yapan sayın öğretmenimiz Rasim Balaban rehberliğinde 2-A sınıfı öğrencileri harika bir olay gerçekleştirmişler.

            Görsel sanatlar dersinde, öğrenme alanı müze bilinci olan bir konuda öğrencilerin        –doğal olarak- bir müzeyi ziyarete gitmesi gerekir. Bir köy okulu olarak bu ne kadar olanaklı olabilirki? Öğretmenleri Rasim Balaban ‘’Düşündüm,bir müzeye ziyarete gidemeyeceğimize göre, müzeyi okulumuza getirmeye karar verdim.’’ Diyor.

            Bu anlayışla yola çıkılmış, öğrenciler arı gibi çalışmış, veliler destek olmuş,evlerde eski ne var ne yok karıştırılmış ve sözün tam anlamıyla müzelik olanlar sınıfa taşınmış. Bir müze kurma ciddiyetiyle, eserlerin numaralandırılmasından, nereden geldiğine,hangi malzemeden yapıldığına kadar hepsi ile ilgili teker terke hikaye tadında sunu hazırlanmış.

            Müzede neler yokki; köyün günlük hayatta günümüze kadar kullandığı pek çok şey. Hepsi, günümüz teknolojisinde bugün gelinen noktanın ataları olarak; tarihsel süreçteki analık rollerini tamamlamış olmanın gururuyla, biz, müzeyi gezenlerin karşısına dizilmişler.

          Yüz yıllık kurmalı saat, saban, pikap,gaz lambası, yaba, kömürlü ütü…

          Gemici fenerini ilgiyle izlerkenyaşlıca bir teyze yanıma geldi. Feneri göstererek gururla; ‘’ Bunu torunuma ben verdim o getirdi. Biz gençken gece komşulara gitmek için bu feneri kullanıyorduk.’’ Dedi. Teyzenin gözlerindeki ışığa bakarak gülümsedim.

          Haftada bir saatlik bir dersin konusu olan ve kolay gibi görünen bir işin insanlarda ne güzel duygular ve geçmişe sahip çıkmanın gururunu yaşattığını görerek öğretmen Rasim Balaban’ ın ellerini saygıyla sıktım.

           Sanırım Mustafakemalpaşa sınırları içinde açılan ilk müze Tepecik köyü ilköğretim okulunun 2-A sınıfı müzesidir. Yine zannediyorum  ki bu köyde yaşayan insanlarının bazılarının hayatları boyunca ilk ziyaret ettikleri müze yine bu 2-A sınıfı müzesidir.

            Bu olayın mimarı olarak öğrencisine müze kurduran ve köylüsüneilk defa müze ziyareti yapmanın farklılığını yaşatan bir öğretmen yüreğinden öpülür.

            Eğitime bakış açısı sizler gibi olan öğretmenlerin daha da artması ümidiyle YÜREĞİNİZDEN ÖPÜYORUZ ÖĞRETMENİM.

                                                                                        Nilisemka  İNCE

                                                                                           Mayıs 2007        

Bir cevap yazın