Okulumuz

okulumuz

Çocuğunuzun aşılarını hesaplayın

 

Çocuğunuzun aşılarını bu linkten hesaplayabilirsiniz

 

http://www.asm.gov.tr/asitakvimi.smt

İletişim

Merkez: Özel Masalkent Kreş ve Gündüz Bakımevi-Çocuk Kulübü

Atariye Mahallesi Kirazlı Sokak No: 8 Mustafakemalpaşa/Bursa

Tel: 0 224 614 13 84     e-mail: masalkent@masalkent.com.tr

Şube: Özel Masalkent Mavi Masal Anaokulu

Cumhuriyet Mahallesi  37. Sokak Şengül Villaları 1/4 Tatkavaklı Mustafakemalpaşa/BURSA

Tel: 0224 618 02 34    e-mail: mavimasal@masalkent.com.tr

Şube: Özel Karacabey Masalkent Kreş ve Gündüz Bakımevi

Hüdavendigar Mahallesi 26. Sokak No: 36 Karacabey/Bursa

Tel: 0224 660 00 10      e-mail: karacabey@masalkent.com.tr

 

Kurucumuzla

14-18 Yaş Yakınlaşma ve Yalnızlık

  • Bu dönemde gencin çekingenlikleri azalmış, kendine ait ölçütleri netleşmiş kendine güvenini yeniden kazanmıştır.
  • İlişkileri eskisine göre daha olgun ve ölçülüdür.
  • Karşı cinsle yakın ilişki kurmada kendini hazır hisseder.
  • Bu dönemde karşı cinsle “ilk ilişki” korkmadan yaşanabilir.
  • Burada sadece tensel bir yakınlık değil, ruhsal bir anlaşma ve paylaşmada söz konusudur.
  • Böyle bir ilişki iki taraf içinde doyurucu olacaktır.

Daha önceki dönemleri olumsuz geçen genç bu aşamada da rahat olamayacaktır. Bu nedenle yaşamındaki  gelişim süreçlerinin birbirini etkilediğini unutmamak gerekir.

  • Evini sosyal bir kurum olarak görmeye başlar.
  • Eleştiricidir.
  • Anne babayı eleştirmesine rağmen aile bağları güçlenmiştir.
  • Empati yeteneği gelişir.
  • Arkadaş sayısı artar.
  • Erkekler arkadaşlarını kendi cinsinden seçer.
  • Kızlar kişilik özelliklerine yakın arkadaş seçer.
  • Mantık ve gerçekçi düşünce artar.
  • Dil anlayışıyla sözcük seçimi yetişkinlerin düzeyine çok yaklaşır.
  • Kendi kendini eleştirebilir.

            15 YAŞ

  • Anne, baba, öğretmen için bu yaş genci çözülmesi zor bir bilmece gibidir.
  • İlgisiz ve kayıtsızdır.
  • Duyguları hassastır.
  • Alıngandır.
  • Ev içi ilişkileri zayıflar. (Evde az konuşup yalnız kalma eğilimindedir.)
  • Bağımsızlık arzusuna sahiptir.
  • Yasa ve geleneklerle belirlenmiş kurallara uymak zorunda olduğunu bilir.
  • Grup içinde bağımsızlığını, grubun baskısına karşı koruyabilir. Bu da onun gelişmesi için yararlıdır.
  • Ailesiyle bir toplantı ya da gezmeye gitmekten mutlu olmaz.
  • Rekabet duygusu da gelişir.
  • Arkadaşları arasında saygın olmak ister.
  • Bazı gençler okula ve öğretmene fazlası ile bağlanabilirler.
  • Yetenekler- eğilimler- liderlik özellikleri bu dönemde belirginleşir.
  • Diğer insanlara bağlı olduğu bilincinin gelişmesi  gençte gerginlik yaratır.

          16 YAŞ

  • Kendini iyi yönetebilir.
  • Duygusal açıdan dengededir.
  • Kendine olan güveni yeniden artar.
  • Bağımsızlık arzusu bağımsızlığı yaşamak isteğine dönüşür.
  • Bağımsızlığı doğal bir olgu olarak görür.
  • Ailesine de bağımsızlığını olağan bir şey olarak kabul ettirir.
  • Ailesinin kendisine uymasını umut eder.
  • Sürtüşmeler azalır.
  • Hoşgörülüdür.
  • Yaşamı olduğu gibi kabul eder.
  • İnsanlar hakkında ki bilgilerini derinleştirmek ister
  • Aile içi ilişkileri düzelmiştir.
  • Geleceğe daha fazla yönelme vardır.
  • Gencin kendini algılaması  kendine yetmesi  ve topluma uyması onu yetişkinliğe   iyice yakınlaştırmıştır.

Çocukta yaratıcılık

  • YARATICILIK

    • ZEKA NEDİR?
    • Bilindiği gibi zeka öğrenilmiş,edinilmiş bilgileri değişik durumlarda kullanabilme bu bilgilerle değişik durumlara uyum sağlama yetisidir.
    • YARATICILIK NEDİR.
    • Daha önceden kurulmamış  ilişkiler arasında ilişkileri kurabilme,yeni düşünce şeması içinde ,yeni yaşantılar ,deneyimler yeni düşünüler (fikirler) yeni ürünler ortaya koyabilme yetisidir.
    • Yaratıcılığın temelinde bilgi yaşantılar ve deneyimler vardır.
    • Sentez yoluyla yeni bir ürün meydana getirmedir.

    Yaratıcı kişilik özellikleri

    • Deney ve araştırmalardan kaçmayan, sentezci (bireşimci) yargılara varabilen bir kişiliktir.
    • Zengin görüşler ve öneriler getirebilir.
    • Güçlü yararlı bilgiler toplayabilir.
    • Herhangi bir iş karşısında tavırları rahattır.
    • Parlak hayallerden söz eder.
    • Açık çözümü olmayan problemler yaratır.ve çözümü için herkese sorular sorar.
    • B ir şeyleri değişik ,alışılmadık ve hayali yollarla yapmaya çalışır.
    • Romantik durumları sever.
    • Meraklıdır.  Sabırlıdır.
    • Buluşlar yapar. Araştırıcıdır.
    • Baskı ve sınırlandırmalara karşı çıkar.
    • Çevresi ve diğer insanlarla yoğun bir iletişim kurma ihtiyacı duyar.
    • Serüvenci düşünme yetisine sahiptir.
    • Düşüncelerinde özgünlük vardır.

    Yaratıcılığı engelleyen etmenler

    • Uygu (Belli bir biçime uyma)(toplumsal durum ve biçimlere uyma)
    • bireyin toplumsal yargılamalar karşısında belli statülere kavuşabilmek için başka olmaya yanaşmaması.
    • Bireyin kendi kişisel  rahatlığına olan düşkünlüğü
    • İçsel özgürlükten yoksun olma
    • Hangi konu yada alan üzerinde çalışıyorsa o alan ve konu hakkında yeterli bilgilerden yoksun olma
    • dış koşullardan ve dış ilişkilerden güvenli olamama
    • yanlış yapmaktan alay edilmekten, yenilgiye düşmekten korkma,
    • Belli bir otoriteye (baba gibi) bağlı olma
    • Aşrı yetkinci (mükemmelci) olma
    • Tüm öğretim ve eğitimde akıl ve mantıktan yana ağırlıklı bir sistemden geçmiş olma
    • tek başına hırs bir güdüleme olarak başta olumlu bir etmen ise de en yetkin en iyi  olma tutkusu biçiminde gelişince engelleyici olabilmektedir.

    Yaratıcılığı geliştirmek için yapılacaklar

    • Çocukların gözlem güçlerini arttırmak ,deney çalışmaları, proje çalışmaları,küçük buluşlar, hayvan bakımı, Bitki yetiştirme.
    • Fırsat eğitimine yer vermek
    • Bir konuda bilgi verdikten sonra değişik bakış açıları ile bakmalarını sağlamak

    Yaratıcılığı geliştirmede yapılmaması gerekenler

    • Çocuk bir konuyu bir olayı yada bir düşüncesini anlatırken çocuğu zorlamaktan kaçının
    • onun anlatımına kendi düşüncenizi katmayın
    • Çocuğun hayal gücünü uyandıracağım diye ona ters düşecek yöntemleri uygulatmaya çalışmayın
    • Çocukların yaratıcılıklarını birbirleri ile kıyaslamayın
    • Kendi görüşlerinizi çocuğa zorlamaktan kaçının  .ona kendi anlatım biçiminden başka her şey yabancı gelecektir.
    • Çocuklarda yaratıcı zekayı geliştiren en uygun çalışma alanı sanatsal alandır. 0- 12 yaş grubunda bu tür derslerin önemle üzerinde durulmalı örneğin resim yoluyla eğitim uygulanmalıdır.

    Uygulama örnekleri

    • Hikaye tamamlama
    • Nesnelerin sınıflandırılması
    • Bir konu hakkında kesintisiz belli bir süre konuşma

    Soru örneği

    • Aşağıdaki sözcüklerin hangisi diğerlerinin oluşturduğu bir gruba girmemektedir.
    • Çimen
    • Gül
    • Yaprak
    • Üzüm
    • Kurbağa

    Hikaye tamamlama

    •     Gökyüzü açık ve parlaktı her bakanın yüerğini aydınlatıyordu sanki. Yüreği aydınlanmak isteyenin başını şöyle bir kaldırıp gökyüzüne bakması yeterli idi.        
    •     İşte ne olduysa birdenbire oldu bu parlak büyü bozuldu sanki  iki kara bulut belirdi birden biri sağdan biri soldan birbirlerine paralel hızla ilerliyorlardı. Işıldayan güneş  aralarında kalmış çaresizlik içinde kıvranır gibiydi.

10-14 Yaş Dönemi

Kimlik  bizi dışarıya tanıtan yapımızdır.
Kimliğimiz doğumla başlar ve değişik dönemlerden geçerek olgunluk düzeyine erişir.
Kimlik sorununun en çok yoğunlaştığı -dönem- çocukluktan gençliğe geçtiği dönemdir. 10 – 14 yaş yaş bluğ öncesi veya bluğ döneminin birinci basamağıdır.
Bu döneme gelinceye kadar yaşanan
Güven – Güvensizlik
Özerklik – Utanç ve Kuşku
Girişimcilik – Suçluluk
Yapıcılık -Yetersizlik
İkileminin hangi yanda daha çok yaşandığı kimlik arayışı üzerinde etkili olur. Olumlu yönde gelişen çocuk kimliğini bulma yönünde daha avantajlı olur.
Gelişim ne kadar olumlu olursa olsun ibre zaman zaman olumsuza kayabilir.
Önemli olan kimliğini bulma çabasında terazinin hangi tarafının ağır bastığıdır.
Bu dönemde çelişkiler-çalkantılar-isyanlar-boyun eğmeler-umutsuzluklar umutlar yoğun bir biçimde yaşanır.

Kısacası yoğunlaşan bir yaşama enerjisi vardır. Bu enerji nereye yönelecek -nereye gidecektir.

Tanıma çabaları (aileden uzaklaşma)Karşı cinse yönelişgruplaşmalar
YETİŞKİNLERE DÜŞEN GÖREVLER
(ANNE- BABA- ÖĞRETMENE)
Onu kabul ettiğimizi
Onun farkında olduğumuzu
Sevdiğimizi
Onu anlamaya çalıştığımızı
Onun gerekli olduğunu
onun önemli olduğunun
Ona bağımsızlık verdiğimizi
Ona sorumluluk verdiğimizi
Onlara anlatabilmeliyiz.
Gerektiğinde toplumsal rollerimizi bir kenara bırakıp (anne- baba
,öğretmen olma),vb. gibi  onunla arkadaş olabilmeliyiz.
En sık yapılan yanlış iletişim kopmalarıdır.
Çocuğun davranışları karşısında
baba:
Onun başıboş olduğunu, züppe olduğunu,ayaklarının yere basmadığını
Anne: Kendi fedakarlıklarının anlaşılmadığını
Öğretmende : Onun adam olmayacağını dile getirerek hepsi birbirini suçlamaya kendini savunmaya yönelirler.
Herkes bir ölçüde haklı olabilir.
Önemli olan: Anne – baba- öğretmen-çocuk ilişkisinde
Birbirini dinleme
Birbirini anlamaya çalışma
kendi yanlışını da görebilme
kendi duygu ve düşüncelerini anlatarak birbirleri ile ortak noktayı bulabilmeliler.
Kimlik arayışında çocuk sosyal gruplara yönelebilir.
“Sosyal etki grupları”toplumların dönemine göre ,kırsal ve kentsel bölgelere göre sosyal sınıflarına göre değişebilir.
Meyil grupları (Metalci, Popçu)
Müzisyen yandaşlığı (Müslüm Gürses, Orhan Gencebay  vb. hayranlığı)
Futbol takımı taraftarlığı
Çevrecilik – dernekler
Politik gruplar genç insanlar için çekim merkezi olabilirler
aile ilişkileri demokratik bir anlayışlı bir çevreye sahip gençler
düzenleyici-düzeltici,paylaşımcı grupları seçer.
Ezilen sıkıntılarını paylaşamayan baskı altında olan gençlerde
radikal ,sert yöntemler uygulayan şiddete yönelik grupları seçerler.
Politik grup seçiminde demokratik ailelerde yaşayanlar demokratik politikayı benimserken
otokratik ailelerden gelenler radikal politik grupları tercih ederler

Eğitimde yaratıcı drama

EĞİTİMDE YARATICI DRAMANIN UYGULAMA BASAMAKLARI

 

1.                             ISINMA ÇALIŞMALARI:
            Tanışma ile başlayan güven kazanmaya uyum sağlamaya, beş duyuyu kullanmaya, gözlem yetisini geliştirmeye ve bedenini ve beynini duyumsamaya yönelik çalışmalar bu aşamada yer alır
Bu çalışmalarda öğretmenin amacı; çocuğun yeteneklerini geliştirmek, sözel veya bedensel ifade biçimlerini kolaylaştırmaktır.
Isınma çalışmaları müzik ya da ritm eşliğinde yürüme, koşma, zıplama, itme, hayvan yürüyüşleri, çeşitli zemin ve zamanlarda yürüme, gösterilen harekete uygun ritm tutma gibi çalışmalardır.
Isınma çalışmaları sınıf içindeki tüm çocuklarla birlikte yapılmalı ve süresi 10-12 dakikayı geçmemelidir.
Örnekler:
-Tavşanlar gibi hoplayalım
-Kurbağalar gibi zıplayalım.
-Yılanlar gibi sürünelim.

-Denizde bir balıksınız.Tepenizde bir olta sarkıyor. Siz kaçmak istiyorsunuz ama yakalanıyorsunuz. Bir süre oltanın ucunda, havada sallanıyorsunuz. Sonra tekrar denize düşüyorsunuz ve oradan kaçıyorsunuz
-Sakin müzik eşliğinde zıt yönlere doğru yavaş yürüme
Hızlı müzik eşliğinde zıt yönlere doğru hızlı yürüme
Olduğu yerde yürüme
Olduğu yerde tavana uzanma
Yerde uzanma
Yerde yuvarlanma.
a.Kaynaştırma Çalışması:
Bu aşamada  tüm grubun birbiri ile kaynaşması hedeflenir. Birbirini tanımayan kişilerden oluşan gruplarda kaynaştırma son derece etkili bir yöntemdir.

Örnekler:
-Çocuklar müzik eşliğinde iç içe daire halinde zıt yönde yürürler. Öğretmen müziği durdurduğunda her iki dairedeki katılımcılar dururlar ve bulundukları yönden arkadaşlarına dönerek birbirlerine isimlerini söylerler. Daha sonra hem ismini söyler hem el sıkışırlar.
-Çocuklar tek sıra halinde dizilirler. En önde duran çocuğun eline bir top verilir. Çocuk topu yana dönerek arkadaki arkadaşına veriri. Topu verirken adını söyler. Sıranın en sonundaki çocuğa top ulaşıncaya kadar oyuna devam edilir.
b. Konsantrasyon Çalışması :
Kaynaştırma çalışmalarında öğrencilerin birbirleriyle daha iyi iletişim kurmaları hedeflenir. Konsantrasyon çalışmalarının amacı ise; grubun dikkatini bir noktaya toplamak ve drama etkinliğini yönlendirmektir.
Örnekler:
-Ayna çalışması: İkili eş olup, eşlerden birisi ayna olur. Diğeri çeşitli hareketler yapar. Ayna olan da onun yaptıklarını tekrar eder.
-Güven yürüyüşü: Eşlerden biri gözlerini kapatır, diğeri onu ellerinden tutup, yönlendirerek sınıf içinde gezdirir. Sonra rol değiştirilir.
2.                             ESAS ÇALIŞMA:
Belirlenmiş kurallar içinde özgürce oyun oynama ve bu oyunları geliştirme çalışmalarından oluşur.
Oyun oluşturma için pandomim, rol oynama, doğaçlama, öykü  oluşturma, dramatizasyon gibi etkinliklerden biri veya birkaçı seçilerek uygulama yapılır.
a.Pandomim:
Pandomim düşüncelerin sözcükler olmadan müzik ve hareketlerle ifade edilmesidir. Bir öyküyü, hiç konuşmadan jest ve mimik atmosferi içinde hareketler ve işaretlerle anlatabilme sanatıdır.
Pandomime çocukların daha önce denedikleri taklit oyunları ile başlanır. Örneğin, bir hayvanat bahçesi veya sirkteki hayvanların taklitleri yapılır. Pandomim sırasında müzik çalışmaları canlılık kazandırır.
Örnekler:
v       Yatak odasına girdiniz. Dolaptan çorabınızı alacaksınız. Elektrikler söndü. Karanlıkta çorabınızı arıyorsunuz.
v       Gece yattınız. Tam uykuya dalarken bir çıtırtı oldu.
v        Sandala bineceğiz. Önce sandalın ipini çekiyoruz, kıyıya yanaştırıyoruz. Sandala biniyoruz. Kürek çekerek uzaklaşıyoruz.
b. Rol Oynama- Doğaçlama:
Rol oynama, oynana oyundaki karakterleri özelliklerinin ve duygularının canlandırılmasıdır. Doğaçlama yazılı bir konuya dayanmadan, içe doğduğu gibi oynama ve konuşma anlamına gelir. Doğaçlama, anında yaratmadır.
Doğaçlama çocukları tanımanın en kolay yoludur. Bunun için günlük yaşamda karşılaşılabilen belli bir durum veya olaydan yola çıkılabilir. Oyuncuları katkıları ve önerileri doğrultusunda olumlu-olumsuz çeşitli çözüm yolları ortaya konur.
Örnekler:
-Öğretmen oyunu başlatmak için:  ..Günaydın Güler hanım. Ben doktor  Selma. Parmağınızla ilgili şikayetiniz nedir? Diye diyaloğu başlatır. Çocuk parmağındaki yarayı göstermek için doktora gitmiş. Güler hanımı canlandırarak diyaloğu sürdürür.
-Çocuk anne babasıyla hayvanat bahçesine gidiyor. Bir süre sonra anne ve babasını kaybediyor.Annesi babası polis, hayvan bakıcıları çocuğu arıyor.
c. Öykü Oluşturma:
Öğretmen işlediği konu ile ilgili  bir veya iki kelime söyler. Çocuklara bunlarla ilgili bir öykü yaratmalarını ister. Çocuklarda birer cümle ile öyküye katılıp giriş, gelişme ve sonuç kısmı olan bir öykü yaratırlar.
Çocuklara değişik fotoğraflar veya resimler gösterilerek bunlardan bir öykü oluşturmaları istenebilir.
d.Kukla:
Kuklalar, çocuklar ve öğretmenler tarafından çeşitli amaçlarla kullanılırlar.
Kuklalar:
1.Öyküye canlılık katmak için,
2.Çocukları uyarmak için,
3.Çocukların yaşıtlarıyla oynadıkları temsili oyunlarda, dramatizasyonlarda ve dinledikleri öyküleri canlandırmada,
4.Çocukları toplumsal ve duygusal sorunlarına eğilmek, bireysel ve grup sorunlarını yansıtmak için,
5.Bazı kavramları çocuklara aktarabilmek için,
6.İçe dönük kapalı çocukları sosyalleşmesi için kullanılabilir.
e.Maske Kullanılarak Çalışma:
Bazı eğitim çalışmalarında çocukların sınıfta kendi yaptıkları maskeleri kullanarak, özellikle utangaç çocukların kendilerini daha rahat hissetmeleri sağlanabilir.
3. TARTIŞMA-DEĞERLENDİRME
Eğitimde yaratıcı drama çalışmaları sonunda mutlaka bir tartışma ve değerlendirme yapılır.
Tartışmada açık uçlu sorular sorulur ve tek bir doğru cevaba gidilmez. Tartışma oynanan oyunun  gereğine göreuzun veya kısa olabilir. Tartışmanın amacı; oynanan problemi tanımak, çözümü öğrenmek ve diğer çözüm yollarını keşfetmektir. Burada elştiriler kişiye değil role yapılır.
Yapılan drama etkinliklerinde çocukların hepsine  oynama fırsatı verilmeli ve oyun sonunda tüm grubun konu hakkında konuşması sağlanmalıdır.
4.RAHATLAMA
Oynanan oyun hakkında tartışma yapılıp, gerekli katkıların yapılmasından sonra, ışıklar kapatılıp sessiz olarak yada sakin bir müzik eşliğinde, gözler kapalı olarak çocukların yatıp dinlenmesi sağlanır. Ortalama 5 dakika sürer. Işıklar yakılarak dramaya son verilir. Rahatlama çalışmasının her zaman yapılması gerekmez. Burada amaç; çocuğu rahatlatmak ve olayın tamamlandığını hissettirmektir.
D.DRAMA YAPILACAK ORTAMIN HAZIRLANMASI
Dramatik oyunlar, sınıf, kütüphane, müzik odası, bahçe, hol, yemekhane gibi yerlerde oynanabilir. Seçilen uygulama alanındaki uyarıcıları mümkün olduğunca az olmasına dikkat edilmelidir.
Zemin parke yada halı kaplı olmalıdır. O günkü etkinliklerle ilgili tüm materyaller bir köşede hazır bulundurulmalıdr.(Kağıt, kalem, teyp v.b) Çalışmaya katılanlar rahat giysiler giymelidir.
E. YARATICI DRAMADA ÖĞRETMENİN ROLÜ
Öğretmen iyi bir gözlemci olmalıdır.
Öğretmen de etkinliklere katılarak sınıfta olumlu ve doğal bir hava oluşturmalıdır. Her çocuğu eşit olarak kabullenmeli, çocukların psikolojik olarak rahat hareket edebilecekleri özgür ortam hazırlamalıdır.
Çocukların düşünce ve davranışlarına karşı sabırlı olmalı, onların kendilerini ifade edebilmeleri için fırsatlar hazırlamalıdır.Çocuğun yanlış yapmaktan korkmamasına, hatasını kabul etmesine yardımcı olmalıdır.
Öğretmen, etkinlik sırasında fazla komut vererek oyunu kesmemeye dikkat etmeli, onlardan yapamayacakları davranış ve hareket beklememelidir.
Öğretmen iletişime açık ve hazır olmalıdır. Grubu organize ederken ve yönlendirirken aynı zamanda bir oyuncu, bir yönetmen, bir psikolog ve bir pedagog gibi davranmak zorundadır.

Çocuk hastalıkları

AFT HASTALIĞI

Ağız içi zarında su dolu kesecikler halinde ortaya çıkan, dikkatle bakılmadığı zaman “pamukçukla karıştırılan ancak ondan daha ciddi olan bir hastalıktır.

Belirtileri:
* Olgunlaşan su kesecikleri patlayarak kirli beyaz yaralara dönüşürler.
* Patlama sırasında ağız içine yayılan sıvı, pis bir koku neşreder.
* Keseciklerden dışarı çıkan sıvı, ağız çevresinde (dudaklarda) uçuklamalara benzer yaralar meydana getirir.
* Hastalık sırasında çocuğun salyası akar.
* Ateş, iştahta azalma ve huysuzluk yapar.

Korunma:
* Bebeğin gıdasına ve temizliğine dikkat ediniz.

Tedavi:
* Bebeği doktora götürünüz.
* Ağrı kesici ve antiseptik ihtiva eden solüsyonlar veya damlalar kullanılır.

Kaynak:Aile Sağlık Ans.

 

İDRAR KAÇIRAN ÇOCUĞA PSİKOLOJİK DESTEK GEREKİR

Çocuğunuz 5 yaşına geldiği halde hala idrar kaçırıyorsa nedeni belkide sizsiniz! Çünkü aşırı titiz ve baskıcı anne-babaların çocuklarında idrar kaçırma sorunu olabiliyor. Böyle aileler mutlaka bir psikologdan yardım almalı. Temel nedenine inilmedikçe problemin devam edeceğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek sorunun nedenleri ve tedavi yöntemlerini şöyle açıklamış:

Özgüven eksikliği
*Mesane kontrolü, özgüven anlamına geliyor.Mesane kontrolünü hiç bir zaman sağlayamamış bir çocuğun ruhsal anlamda özgüven gelişimini sağlayıp sağlayamadığına, kendi başına karar verip veremediğine de bakmak gerekir.
*Yabancı yerde tuvalete giremeyen, aşırı aşırı titizlenen çocuk, tuvaletini daha fazla tutunca da mesaneyi zorladığı için kaçırmalar oluyor.
*İdrar kaçırma problemi olan çocuklara bazen bazen mesane kontrolu sağlayan antidepresan ilaçlar verilse de, bunlar sadece kısa vadede çocuğu rahatlatmak ve aileye umut vermek amacıyla kullanılıyor.Asıl kaynağa inilmediği sürece problem devam eder.
*İdrar kaçırma, özellikle aşırı koruyucu annelerin çocuklarında daha sık görülüyor. Bu anneler, 8 yaşındakı çocuğa bile bez takabiliyor! Bu tür anneler, çocuğuyla bağımlı bir ilişki kurmuştur ve bebeksi bir çocuğa özlem duyuyordur.Böyle davranarak aslında çocuğun büyümesine engel oluyor. Bu tutum içinde olan anneler bir an önce bezi kaldırmalı ve bu tür aileler mutlaka bir psikologdan destek almalıdır.

Doğuştan takip edilmeli
*Çocuk doğduktan sonra mutlaka çok dikkatli bir genital muayene yapılması gerekir. Ancak bu genellikle ülkemizde çok atlanan bir konu. Çocuk sağlıklı doğduğu zaman, iyi merkezlerdeki doktorlar hariç kimse bir erkek yada kız çocuğunun genital organlarının muayenesine önem vermiyor. Aileler de bu tür problemleri fark edemeyebiliyor. Bu yüzden ergenlik çağına kadar sarkan sorunlar olabiliyor.
*İlkokul çocuklarında yapılan saha taramalarında; hala inmemiş testislere, penis anormalliklerine ve benzer sorunlara rastlıyoryuz. Dünya ortalamasının üzerinde istatistikler çıkıyor. İşte bütün bunlar, çocuklardaki bu problemlerin daha en baştan algılanmamasından kaynaklanıyor.
*Çocuklarda en çok idrar yolları iltihapları sorununa rastlıyoruz. Bu sorun aslında yenidoğan döneminde başlıyor. Çocukluk çağında en çok yaşanan ve maalesef terk edilmeyen sorunların başında idraryolu iltihaplanmaları geliyor. Ancak bu da çok atlanan bir konu. Ateşlenerek gelen çocuğa çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonu, nezle, soğuk algınlığı ve üşütme gibi tanılar konuluyor. Oysa biliyoruz ki, bunların önemli bir kısmında idrar yolu iltihaplanmaları var. Çocuklardaki idrar yolu iltihaplanmaları, bir hastalıktan çok altta yatan yapısal bir nedenin, bir bozukluğun yada problemin bulgusu olarak düşünülmeli. Bu yüzden ateşlenen bir çocuğa mutlaka idrar tetkikleri de yapılmalı.

DOĞUMDAN SONRA GÖRÜLEN HASTALIKLAR
   ALT SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI

Bronşiolit, bronkopnomani gibi alt solunum yolu enfeksiyonları yenidoğan döneminde ve süt çocukluğu çağında en çok ölüme sebep olan hastalıklardandır. Enfeksiyon etkeni ağız-burun yoluyla vücuda girerek akciğerlerde iltihaba sebep olur.

Belirtileri
* Ateş, öksürük
* Nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme
* Ağlama, huzursuzluk
* Gıda almama
* Ağır durumlarda morarma
* Bazen ishal, kusma

Ne yapmalı
Bu belirtilerden bir veya birkaçı görüldüğünde bebek doktora götürülmeli ve tavsiyelere uymalıdır.
Ağır vakalar hastaneye yatırılır.

Korunma:
* Hijyenik şartlara dikkat edilmelidir.
* Ateşli hastalık geçiren kulaktan uzak tutulmalıdır.

BOĞMACA

Belirtileri:
Boğmaca mikroplarının üst solunum yollarına yerleşmesinden iki hafta sonra hastalık kendisini öksürük nöbetleri ile belli eder.
* İlk günlerde “soğuk algınlığı”na benzer işaretlerle başlar.
Bir-iki hafta müddetle hafif ateş ve kırgınlık yaptığından pek anlaşılmaz. Hastanın nezleye yakalandığı zannedilir.
* Bundan sonra, akşamları nöbetler halinde gelen öksürük devresi başlar. Beş hafta kadar süren öksürük nöbetleri sırasında kasılma ve kramplar görülür. Kramp sonunda kusmalar olabilir.
* Boğmaca hastalığını ağır geçiren kimselerde en sık görülen ilave hastalık akciğer zarı iltihabıdır (zatülcenp). Bebeklerde ölüme varan ciddi sonuçlar doğurur.
* Boğmaca geçtikten sonra, hasta yatak istirahati yapmadığı takdirde “bronşit”e çevirebilir.
* Yine doktor tedavisi görmeyen ağır durumlarda adale krampı, felç, beyinde arıza, sağırlık, hatta körlük dahi yapabilmektedir.
* Yan etkileri görülmediği yani normal seyrettiği takdirde süresi sekiz haftadır.

DİKKAT: Sıradan öksürükle boğmaca öksürüğünü birbirinden şöyle ayırabilirsiniz. Boğmaca öksürüğü, önce kuvvetli öksürükler halinde gelir. Bunu derin bir soluk alma izler. Öksürük sırasında hasta boğuluyormuş gibi rahatsız olur ve ıslık sesine benzer bir ses çıkarır. Öksürük nöbeti sona erip derin bir nefes alınca hasta kendisini iyi hisseder.

Ne Yapmalı
* Öksürük nöbetleri başlar başlamaz doktora müracaat ediniz ve onun tavsiyelerine göre hareket ediniz.
* Hastalık ağır seyrettiği takdirde, doktor hastahane tedavisi tavsiye edecektir.
* Hastanın odası bol güneş almalı ve sık sık havalandırılmalıdır.
* Ateş düştükten sonra, hasta kısa aralıklarla temiz havaya çıkarılmalıdır.
* Sekiz hafta müddetince, hasta sağlam çocuklardan uzak tutulmalıdır.
* Kuru yiyecekler öksürüğü tahrik edeceğinden, hasta sulu ve bol vitamin li yiyeceklerle beslenmelidir.
* Öksürük nöbetleri sırasında kusma olabileceğinden; yemekler nöbetlerden on beş dakika sonra verilmelidir.
* Tesirli bir boğmaca aşısı henüz bulunabilmiş değildir. Ancak yine de mevcut boğmaca aşısını yaptırmakta fayda vardır.

ÇOCUK FELCİ

Adı “çocuk felci” olmakla beraber: bu hastalığa büyükler de yakalanabilir. Hastalık, sindirim yolu ile vücuda giren bir virüs tarafından yapılır. Virüslerin en yaygın geçiş vasıtası lağım sularıdır. Sinek ve diğer UÇUCıı haşereler tarafından taşınarak yiyecek maddelerine bulaştırılır. Bu mikroplu yiyeceklerle beslenen insanlardan ancak pek azı hastalığa yakalanırlar. Aşırı yorgunluk, üşütme, başka bir hastalıktan sonra vücut direncinde düşme, yaralanma ve ameliyat geçirme gibi durumlar çocuk felci virüsünün antikorları yenerek barsaklara yerleşmesini kolaylaştırır. Barsaklardan kana geçen virüsler, kan damarları yoluyla doğruca motor (hareketle ilgili) sinir sistemine gelip burada tahribatını yaparlar.

Belirtileri:
*ilk belirtileri sinsicedir. Bu belirtilerden hastalığı teşhis etmek imkansızdır.
* Soğuk algınlığı, ateş, baş ağrısı, halsizlik, terleme ve iştahsızlık ilk belirtileridir.
* Sonra bu belirtiler kaybolur. Yaklaşık bir hafta müddetle ateş de düşer ve hasta kendisini iyi hisseder.
* Ancak bu sinsi dönemin ardından ateş birden bire yükselir. İlk belirtiler, daha şiddetli olarak, tekrar ortaya çıkar.
* Bundan sonrası felçlerin beklendiği zamandır. Boyun kaslarında tutukluk (menenjitte olduğu gibi), deride aşırı duyarlık, ışıktan rahatsız olma, barsaklarda mikroplanmadan dolayı ağrı, kaslarda kramp halleri, ruhsal denge de bozulma felç öncesi gözlenebilecek belirtilerdir.
* İlk felç hali bacaklarda görülür. Bundan sonra artık hastanın çocuk felcine yakalandığı şüphe götürmez.
* Felçli bölgelerde kan dolaşımı zayıf olduğundan deri soğur ve kurur; morumsu kırmızı bir renk alır.

DIKKAT:
Eğer felç hali solunum sistemine atlarsa, hasta yutkunma, konuşma ve soluk alma güçlükleri çeker. Müdahale edilmediği takdirde neticesi ölümdür.

Ne Yapmalı
* çocuğunuza mutlaka “çocuk felci aşısı” yaptırınız. Sıcak bölgelere seyahat edecek olanlar da tedbir olarak aşı yaptırmalıdırlar.
* Hastalık yapan çocuk felci virüslerine karşı kesin bir tedavi şekli yoktur. Bu sebepledir ki, aşı son derece önem kazanmaktadır. Aşı ile verilen canlı virüsler, vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirmekte ve oldukça etkili bir bağışıklık kazandırmaktadır.
* Sağlam bünyelerde, hastalık mikropları fazla tahribat yapamadan, iyi bir beslenme ve yatak istirahatinden sonra, hastalık felç hali görülmeden atlatılmaktadır.
* Çocuk felci şüphesi veren belirtiler ortaya çıkınca mutlaka vakit geçirmeden- doktora görünmeli; gerekli tıbbı tedavi sağlanmalıdır.
* Felç durumlarında, hastanın iyileşme arzusu oldukça önemlidir. iyileşme ümidini kaybeden hastalar, doktorun işini güçleştirir; tedavinin tesirini azaltırlar.
NOT:
Çocuk felci aşısı genellikle ağızdan uygulanır. Buna “sabin tipi” aşı diyoruz. ilk doz, bebekler altı aylık olmadan önce, ikinci doz bundan iki ay sonra; üçüncü doz altı ay sonra verilerek aşı tamamlanır. Daha sonraki aşılar (yine üç doz halinde) beş ve onbeş yaşında tekrarlanmalıdır.

 

HEPATİT B (SARILIK)

Belirtiler
Birkaç günle iki hafta arası süren ilk dönemde hafif ateş, çabuk yorulma, halsizlik, kas ağrıları, iştahsızlık, bulantı, kilo kaybı olur.
Sonraki, iki-sekiz hafta süren dönemde idrar renginde koyulaşma, dışkı renginde açılma, deri ve gözlerde sarılık, karaciğerde büyüme olur. Hastalık hiçbir belirti vermeden de geçirilebilir. Kuluçka süresi 45-120 gündür. Erişkinlerde daha kısadır.

Nasıl hulaşır?
•Kontrolsüz kan nakli, kullanılmış ve sterilize edilmemiş cerrahi alet, kesici-delici aletler, dövme ve akupunktur aletleri, organ ve doku nakli ile bulaşma olabilir.
•Kadın ve erkek cinselorgan salgılarında bulunan virus, her tür cinsel ilişki ile bulaşabilir.
•Virus taşıyan anneden doğum sırasında bebeğe bulaşma olabilir.
•Aynı ortamda uzun süre yaşayan kişilerde, özellikle çocuklarda yakın temas nedeniyle bulaşma olabilir.

Yakın çevrenin kontrolü
Taşıyıcı gebenin çocuğu doğar doğmaz immün globulin ve aşı uygulanarak korunmalıdır.
Taşıyıcı ve hastaların aile bireylerinde, kanda hepatit B antijen ve antikoruna bakılarak gerekli olanlar aşılanmalıdır.
Hepatil B en fazla yenidoğan ve çocuklarda kronikleşir ve ölüme neden olur.
Her bebek ilk yaşını doldurmadan üç doz hepatit B aşısı ile aşılanmalıdır

 

KABAKULAK

Adından da anlaşılacağı üzere, kulağın ön ve altındaki tükürük bezlerinde şişlik yaptığından kolay teşhis edilen bir hastalıktır. Virüsleri vücuda girdikten yaklaşık on sekiz gün sonra hastalık kendisini gösterir. Daha çok erkeklerde rastlanır.

DİKKAT:
Yetişkinlerde kabakulak virüsleri “er bezleri”ni de etkilediğinden kısırlığa varan ciddi bozukluklar yapabilmektedir. Bu sebeple, kabakulak geçiren yetişkin erkekler mutlaka doktor tedavisi görmelidir.

Belirtileri:
* Halsizlik ve ateşle başlar.
* Kulağın ön ve altındaki tükürük bezleri yutkunma sırasında acır.
* Bilahare bu bezler şişer ve dışarıdan yumruk büyüklüğünde, sert bir şişlik görülür.
* İki hafta sonra hastalık gerilerneye başlar. Ancak, bu arada, er bezlerinde bir şişlik ve ağrı ortaya çıkarsa mutlaka doktor çağırılmalıdır.

Ne Yapmalı
* Kulaktaki şişlik üzerine sıcak kompres uygulayınız.
* Ağız temizliğine dikkat ediniz.
* Hastayı diğer aile üyelerinden ayırımz.
* Ter bezlerinde ağrı ve şişlik görülünce mutlaka doktor çağırırız.
* Hastalık belirtileri kayboluncaya kadar yatakta istirahat ediniz.
* Tesiri tartışılmakla birlikte bağışıklık aşısı yaptırınız.

 

KIZAMIK

Belirtileri:
Mikrop vücuda girdikten ancak on bir gün sonra hastalık ortaya çıkar.
* Hastalığın ilk günü vücut ateşi birden bire yükselir; nezle ve öksürük başlar. Deride iltihaplanma görülür. Baş ağrısı da vardır.
* İkinci gün vücut ateşi düşer. Avurt içlerinde beyaz lekeler Ortaya çıkar.
* Üçüncü gün ağız içinde ve boğazda kırmızı lekeler oluşur.
* Dördüncü gün vücut ateşi tekrar yükselir. Ateşle birlikte, kulak arkasından başlamak üzere lekeler belirir. Bu lekeler, iki-üç gün içinde bütün vücuda yayılır.

Kızamık lekelerini, diğer döküntü lekelerinden ayıran özellikler şunlardır:
-Açık kırmızı renktedirier.
-Mercimek büyüklüğündedirier.
-Sınırları kesin olup kenarları yayvan değildir.
-Zamanla birkaç leke birleşerek daha büyük lekeler oluşturabilirler.
* Lekelerin vücuda yayılışı sırasında şiddetli öksürük, iştahsızIık, halsizlik, lenf bezlerinde şişme görülür.
* Gözlerde sulanma ve sümük salgısında artış olur.
* Yaklaşık beş gün sonra lekelerde ve hastalık belirtilerinde gerileme başlar.
* Beş günün sonunda lekelerin rengi açık kahveye dönüşerek iki-üç hafta kadar varlıklarını sürdürürler.
* Vücut ateşinin düşmesi ile birlikte hastalığın bulaşma tehlikesi azalır.

DIKKAT: Hastalık sırasında vücut direnci iyice düşeceğinden, hastanın bakımı ve istirahati yeterince temin edilmediği takdirde beyin zarı iltihabı, akciğer veremi, ortakulak iltihabı gibi ciddi hastalıklara sebebiyet verebilmektedir.

Ne Yapmalı
* 12. aydan itibaren çocuğunuza kızamık aşısı yaptırınız.
* Hastalık sırasında ortaya çıkması muhtemel diğer hastalıklara karşı antibiyotik tedavisi uygulatınız.
* Hastaya bol bol sıvı ve sulu yiyecekler veriniz.
* Öksürük, nezle ve baş ağrısı için gerektiğinde doktor tarafından yazılmış ilaçlar verilebilir.
* Hastalık göz iltihaplarına da yol açabildiğinden, böyle bir durumla karşılaştığınızda, doktora haber vermekle beraber, hastanın yatağını aşırı ışık almayacak bir yere taşıyınız.
* Kızamık, çocuk başka bir hastalık geçirdiği sırada ortaya Çlkarsa; çok tehlikeli neticeler doğabileceğinden, hastanın mutlaka doktor kontrolünde bulunması icabeder.
* Kızamık geçiren bir hasta, bilhassa ilk günlerde, mutlaka diğer çocuklardan uzak tutulmalıdır. ,
* Yetişkinlerde ve beslenme bozukluğu olan çocuklarda bu hastalık oldukça ağır seyreder.

 

KIZAMIKCIK

Belirtileri:
Mikrop vücuda girdikten iki-üç hafta sonra hastalık ortaya çıkar. Kızamık kadar tehlikeli ve fazla bulaşıcı değildir.

Belirtileri:
* Hastalık hafif ya da yüksek ateşle başlar.
* Kızamığa benzer döküntüler görülmekle birlikte, en belirgin özelliği kulak arkası ve altı lenf bezlerinde şişlik görülmesidir.
* Nezle ve halsizlik yapabilir ama öksürük pek görülmez.
* Lekeler kızamığınkinden daha hafif ve daha açık renktedir.
* Ateş ve döküntü dördüncü günün sonunda kaybolur.
* İki hafta içinde lenf bezlerindeki şişlik iner.
* Hastalık sonunda yan etkiler (ilave hastalıklar) görülmez.
* Çocuklar için zararsız bir hastalıktır.
* Ateş sırasında hasta yatakta istirahat ettirilmelidir. Ancak diğer çocuklardan uzak tutmaya gerek yoktur.

DIKKAT:
Hamile bir kadın, gebeliğin ilk üç ayında kızamıkcığa yakalandığı takdirde hastalık yapan virüslerin döl yatağındaki bebeğe (fetus) zarar verme ihtimali oldukça yüksektir. Doğacak bebekte göz, kulak ve kalp bozuklukları görülebileceğinden kız çocuklarının bu hastalığı erken yaşlarda geçirmelerinde büyük fayda vardır. Kızamıkcığı 2-5 yaş arasında geçirmeyen kız çocuklarına mutlaka 11-15 yaşları arasında aşı yapılmalıdır. Çocuk yapmaya niyetlenen genç bir hanım, eğer bu hastalığı çocukken geçirmemiş ve aşı da yaptırmamış ise; hamile kalmadan önce aşı yaptırmalıdır. Aşı, doğum kontrol hapı alınmadığı bir zamanda yaptınlmalıdır.

 

KIZIL

Belirtileri:
Daha çok kış aylarında salgınlar halinde görülür. Dayanıklı ve en zor şartlar altında bile uzun müddet yaşayabilen bir bakterinin marifetidir. Vücuda girdikten sonra, hastanın direnci ile orantılı olarak, bir ila yedi gün içinde hastalık belirtileri başlar.
* Aniden yükselen ateşle kendisini belli eder.
* Titreme, kuvvetli baş ağrısı, kusma, halsizlik, yutma güçlüğü ve boğaz ağrısı en belli özellikleridir.
* Bademcikler şişer ve kızarır.
* Boyun lenf bezleri şişer ve bastırılınca acır.
* Dilin üzeri beyaz bir tabaka ile kaplanır.
* Yukarıda saydığımız belirtilerin ortaya çıkmasından bir gün sonra bütün vücutta küçük kırmızı lekeler ortaya çıkar.
* Lekeler birbirlerine çok yakın olup dışarıdan bakılınca vücut kırmızıya boyanmış hissini verir.
* Lekeler boyun ve göğüsten başlayarak yayılır.
*Kızıl hastalığını diğer döküntülü hastalıklardan ayıran en hariz alameti, burun, çene ve ağız kısmı hariç olmak üzere yüzün kıpkırmızı görünmesidir.
* Hastalığın ortaya çıkmasından yaklaşık beş gün sonra dil üzerindeki beyaz tabaka kaybolur. Ancak hemen arkasından bu sefer de çileği andıran kırmızı lekelerle kaplanır. Kızıl hastalığının tipik bir belirtisi de budur.
* Birinci haftanın sonunda ateş düşer. Boyun lenf bezleri ile bademciklerdeki şişlik iner.
* İkinci hafta derinin üzeri pullanmaya başlar ve zamanla pullar kuruyarak dökülür.
* El ve ayak derisi üzerindeki pullanma tabakalar halinde olup bu da kızıl hastalığına has bir durumdur.
* Hastalığın çevreye yayılmaması için dökülen pullar yakılmalıdır.

Ne Yapmalı
* Hasta mutlaka doktora gösterilmelidir. Zira kızıl hastalığının çok tehlikeli yan etkileri yani ilave hastalıkları vardır.
* Kızılın çabuk iyileşmesi ve ilave hastalıklar doğurmaması için penisilin tedavisi tatbik edilmektedir. Penisilin tedavisi on gün sürer.
* Tedavi iyi netice verip hastalık belirtileri ortadan kalktıktan sonra, hasta banyo edilir ve odası değiştirilir. Eski odası ve kullandığı eşyalar dezenfekte edilir.
* Hasta en az üç hafta müddetle yatak istirahatinde bırakılır.
* Ortakulak iltihabı
* Böbrek iltihabı
* Kalp kasıarı iltihabı
* Çene boşluğu iltihabı
* Lenf bezleri iltihabı
* Damarlarda kan pıhtısı oluşması (tromboz).
* Eklem yerlerinin iltihaplanması
DIKKAT: Bir doktor nezaretinde tedavi görmeyen kızıl hastaları ölüme kadar varan ciddi hastalıklara yakalanabilirler. Bu tehlikeli hastalıkları şöyle sıralayabiliriz:

 

SUÇİÇEĞİ

Belirtileri:
Çiçek kadar tehlikeli olmayan bir hastalıktır. Ancak çiçek gibi çok çabuk yayılır. Daha çok kış aylarında salgınlar halinde görülür. Virüsler vücuda girdikten iki hafta sonra hastalık başgösterir.
* Ateş, baş ve bel ağrılarıyla başlar.
* Değişik irilikte kırmızı lekeler önce gövde sonra kol ve bacaklarda görülür.
* Lekeler bir gün içinde sulanır ve yavaş yavaş patlamaya başlarlar.
* Siviiceler patladıktan sonra, mikrap kapmadıkları takdirde, iz bırakmazlar.
* Kabarcıklar su topladıkları zaman çok kaşınırlar. Bu kabarcıklar, ılık sirkeli su ile silinip pudralandıkları takdirde kaşıntı hissi hafifletilebilir.
* Kabarcıklar ağız içine yayıldıkları zaman hem kaşıntı hem de acılık hissi verirler. Ağız, papatya çayı ile çalkalandığı takdirde bu etkiler hafifleyecektir.
* Kafa derisinde ortaya çıkan kabarcıkların kaşıntı hissini azaltmak için baş sirkeli ılık su ile yıkanmalı ve temiz bir havlu ile kurulanmalıdır.
* Tenasül organlarında ve makatta görülen sivilceler için yine sirkeli ılık su ve papatya çayı tavsiye edilmektedir.

DIKKAT: Çocuğun kirli elle sulu kabarcıkları kaşımasına izin vermeyiniz. Kirli elle kaşınan ve mikrop kopan kabarcıklar iyileştikleri zaman bir iz bırakacaklarından temizliğe son derece dikkat edilmelidir.

NOT: Çiçek aşısı, suçiçeği için de geçerli olduğundan, çocuk küçükken aşılanmalı; salgın vakalarında aşı tekrarlanmalıdır

ANJİN

Tipik bir üşütme hastalığı olup “boğaz iltihabı” adı da verilmektedir. Işın tedavisi, burun ve boğaz bölgesindeki ameliyatlar da anjin yapabilmektedir. Mikropları vücutta bağışıklık meydana getirmediği için sık tekrarlanabilir.

DİKKAT: Ağır geçmesi halinde böbreklerde, kalp ve eklem yerlerinde ilave rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.

Belirtileri:
* Yutmada görülen güçlük halinde başlar.
* Ateşin yükselmesi ile birlikte kol ve bacaklarda ağrılar ortaya çıkar.
* Dil paslı ve şiştir.
* Hasta iştahsızdır, ağızı kokar.
* Bademcikler şişer, hasta ağzını zor açır.
* Bademciklerin üzerindeki apselerin patlayarak akmasından sonra hasta kendisini daha iyi hisseder. Bademciklerin şişi iner.

Ne Yapmalı
* Hastanın boğazını sarıp sıcak tutunuz.
* Hastayı doktora götürünüz. Doktor, iltihapları önlemek için antibiyotik tedavisi uygulayacaktır.
* Ayrıca boğaz ağrılarını hafifletmek için antiseptik solüsyonla gargara tatbik ediniz.
* Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir.
* Hastaya sulu yiyecekler ve taze meyve suları veriniz. DIKKAT: Bademcik iltihapları tedavi edilmeyip ağır seyrederse “kan zehirlenmesi” yapabileceğinden; hastayı doktora göstermeyi ihmal etmeyiniz.

GRİP

Salgın halinde ortaya çıkan; değişik karekterde virüsler tarafından oluşturulan bir solunum yolları hastalığıdır. Grip virüslerinin devamlı karekter değiştirmeleri sebebiyle tesirli bir aşısı veya serumu yapılamamaktadır. Mikropların vücuda girmesinden birkaç gün sonra hastalık kendisini belli eder.

Belirtileri:
* Ateş, halsizlik, eklemlerde ağrı ve hastalık duygusu ile başlar.
* Göz yuvalarında ve alında ağrı yapar.
* Öksürük, burun akıntısı, boğazda ağrı, hastalığın yerleştiğini gösteren kesin belirtilerdir.
* Üç-dört gün sonra ateş düşer ve hastalık belirtileri hafifler.

Ne Yapmalı
* Hastalık belirtileri şiddetli olduğu takdirde doktora müracaat ediniz. Gribe doğrudan tesir eden bir ilaç olmamakla birlikte; öksürük, ateş ve muhtemel yan tesirleri için ilaç tedavisi gerekebilecektir .
* Hasta gri bi atlatıncaya kadar yatakta istirahat ettirilmeli; bol vitaminli yiyecekler ve meyve suları verilmelidir.

DİKKAT:
Ağır geçmesi halinde ortakulak iltihabı, karın zarı iltihabı, bronşit, akciğer zarı iltihabı, beyin ve sinir sistemi iltihapları yapabilmektedir.

 

KABAKULAK

Adından da anlaşılacağı üzere, kulağın ön ve altındaki tükürük bezlerinde şişlik yaptığından kolay teşhis edilen bir hastalıktır. Virüsleri vücuda girdikten yaklaşık on sekiz gün sonra hastalık kendisini gösterir. Daha çok erkeklerde rastlanır.

DİKKAT:
Yetişkinlerde kabakulak virüsleri “er bezleri”ni de etkilediğinden kısırlığa varan ciddi bozukluklar yapabilmektedir. Bu sebeple, kabakulak geçiren yetişkin erkekler mutlaka doktor tedavisi görmelidir.

Belirtileri:
* Halsizlik ve ateşle başlar.
* Kulağın ön ve altındaki tükürük bezleri yutkunma sırasında acır.
* Bilahare bu bezler şişer ve dışarıdan yumruk büyüklüğünde, sert bir şişlik görülür.
* İki hafta sonra hastalık gerilerneye başlar. Ancak, bu arada, er bezlerinde bir şişlik ve ağrı ortaya çıkarsa mutlaka doktor çağırılmalıdır.

Ne Yapmalı
* Kulaktaki şişlik üzerine sıcak kompres uygulayınız.
* Ağız temizliğine dikkat ediniz.
* Hastayı diğer aile üyelerinden ayırımz.
* Ter bezlerinde ağrı ve şişlik görülünce mutlaka doktor çağırırız.
* Hastalık belirtileri kayboluncaya kadar yatakta istirahat ediniz.
* Tesiri tartışılmakla birlikte bağışıklık aşısı yaptırınız.

Sağlık Ans